Türkiye'nin de Yararlanabileceği AB Eğitim Programları
        AB'deki eğitimle ilgili çalışmalar ilk olarak 1978'da başladı. Yaklaşık 10 yıl görüş alışverişi zemininde devam eden çalışmalar, 1986'da Erasmus Programının uygulanmaya başlanmasıyla, bilgi alışverişinin ötesine geçti. Erasmus'la ilk kez 1986'da üye ülkeler arasında öğrenci değişimi yaşandı.
1992'deTek Pazar'ın kurulmasıyla, 'EÄŸitim' bir AB politikası haline geldi. Geçen çeyrek yüzyıldaki çalışmalar ve tecrübeler sonunda Socrates Programı oluÅŸturuldu. Avrupalı olmaya çalışan TürÂkiye'de, önümüzdeki dönemde 'eÄŸitim ÅŸart' cümlesini daha sık duyacağımıza şüphe yok.
        EÄŸitimle ilgili problemlerin çözülmesi, Türkiye'deki bir çok sorunun çözümünü de katkıda bulunacak. Bu biÂlindiÄŸinde Avrupa BirliÄŸi ile müzakere masasına konulacak dosyalardan birisi olan 'eÄŸitim ve kültür' çok önem taşıyor. Türkiye'nin eÄŸitim yatırımları ve nüfuÂsun eÄŸitim seviyesi, Avrupalı partnerleriÂne göre oldukça düşük. Türkiye'deki eÄŸitim harcamaları GSYİH içinde yüzde 3,91'lik bir paya sahipken, Portekiz'de bu yüzde 5.69'a, Polonya'da ise yüzde 531'e ulaşıyor.
Â
        Eğitim Bütçesi Yetersiz
        Zaten Aralık 2004'te yayınlanan AB Komisyonu İlerleme raporu da, eÄŸitimin bütçe içindeki payının yetersiz olduÄŸuÂnu ortaya koyuyor. Raporda şöyle deniliÂyor: Türkiye'de gayri safi milli hasıla içinde eÄŸitime ayrılan kamu harcamalarının oranı yüzde 4 dolayındadır. AB ortalamasıise yüzde 5'tir. AB içinde en yüksek oran yüzde 9'a yaklaÅŸmakta olan İsveç ve Danimarka'dır. Okulu terk oranları hâlâ çok yüksektir. Kız öğrencilerin okullaÅŸ-
ma oranı son dönemdeki etkileyici ilerÂlemeye raÄŸmen özellikle DoÄŸu ve GüÂneydoÄŸu Anadolu'da hâlâ çok yüksektir. Türkiye, eÄŸitim ve mesleki-teknik beceÂriyi geliÅŸtirme alanlarındaki reform çabaÂlarını sürdürmelidir. Üniversiteleri daha çok iÅŸgücü-piyasa yönelimli bir ÅŸeÂkilde yapılandırabilmek için YÖK'ün yetkileri gözden geçirilÂmelidir. Türkiye aynı zamanda iÅŸÂgücü piyasası ile eÄŸitim arasındaki baÄŸları güçlendirmelidir."
        Uyum Zor Değil
        İlerleme Raporu'nda bu cümleÂler eÄŸitim konusundaki eksikleriÂmiz olduÄŸunu ortaya koyuyor ama uzmanlara göre Türkiye'nin eÄŸitim ve kültür baÅŸlığı altındaki kapsamı sınırlı AB mevzuatına uyum saÄŸlaması güç olmayacak. Ancak eÄŸitim sistemindeki gerekÂli iyileÅŸtirmeler yapılmadığı takÂdirde Türkiye Avrupa emek piyaÂsasında sıkıntılar yaratabilir. Bu da TürÂkiye'nin tam üyeliÄŸine karşı olanların kullanabileceÄŸi en önemli koz haline gelebilir. Konuya Avrupa cephesinden bakmakta da yarar var. AB Komisyonu'nun 6 Ekim 2004 tarihli müzakereleÂrin baÅŸlatılması yönündeki tavsiye karaÂrında, Türkiye'nin tam üye olacaksa eÄŸitim düzeyini yukarı çekmesinin olmazsa olmaz olduÄŸu vurgulanıyor
        Â
         Eğitimini Avrupalılaştırmak İsteyen Türkiye, Avrupa'daki bir çok programdan da yararlanabilir. AB, mesleki eğitimin ge liştirilmesinden öğrenci değişimine kadar bir çok konuda destek veriyor. Türkiye bu desteklerden! 2005 yılında itibaren fiilen yararlanmaya başladı,Türkiye'nîn 30 milyon euro katkıyla katıldığı bu programlardan 2O05' te yalnızca 15 bin öğrenci yararlandı.
           SOCRATES: Genel eÄŸitim programı olan Socrates, eÄŸitimin tüm alanlarını kapsıyor. 7den 77ye herkesin yararlaÂnacağı bu programın çeÅŸitli faaliyet alanları da var.
           Comenius (Okul EÄŸitimi) ProgÂramı : Okul öncesinden lise son sınıfa kadar olan genel eÄŸitimi kapsıyor. Bu programla okul ortaklıkları kurulup, öğretmen ve öğrenci deÄŸiÅŸimi yapılıÂyor.
           Erasmus Yüksek Öğretim ProgÂramı: Yüksek öğretimin tüm seviyeleÂrini kapsıyor. Üniversiteler arasında ortaklık kurularak öğrenci, öğretim üyesi deÄŸiÅŸikliÄŸi yapılabiliyor. ProgÂramdan yararlananlar, üye veya aday ülkelerin üniversitelerinde yarım/tam yıl okuma hakkına sahip olunabiliyor. Tüm masraflar da program kapsamınÂda karşılanıyor. Öğretim üyeleri de deÂÄŸiÅŸim programından yararlanabiliyor.
           Leonardo Mesleki EÄŸitim Programı: Mesleki eÄŸitimin kaliteÂsinin artırılmasını ve güçlendirilmesini amaçlıyor. Mesleki eÄŸitim almış kiÅŸiÂler, öğrenciler, genç işçiler, eÄŸiticiler ve yeni mezunlar için üye ve aday ülkeÂleri ziyaret edebildiÄŸi gibi, eÄŸitimcileÂrin ve mesleki eÄŸitim uzmanlarının
eÄŸitimi için uluslararası deÄŸiÅŸim gerÂçekleÅŸtirilebiliyor.
            Youth Gençlik Programı:
25 yaÅŸ arası gençlerin deÄŸiÅŸim ve göÂnüllülük programı. Bu programla AvÂrupalı gençlerin birbirlerini tanımaları ve gönüllü olarak toplumsal faaliyetleÂre katılmaları amaçlanıyor. Bu progÂramlar kapsamında geçen yıl sonuna kadar 2 milyon Avrupalı öğretmen ve öğrenci deÄŸiÅŸim programlarından yaÂrarlandı. DeÄŸiÅŸim programları ve gönüllü hizmet etkinÂliklerine katılmak isteyen gençler, gençlik örgütleri, gençlere yönelik projelerden ve eÄŸitim etkinliklerinden sorumlu kiÅŸiler, yerel yetkililer ve sivil toplum örgütleri baÅŸvuru yapabiliyor.
           Nereye Başvurulmalı?
Bu projelerin yürütülmesinde ülkeÂmizde 'ulusal ajans' olarak da bilinen Avrupa BirliÄŸi EÄŸitim ve Gençlik ProgÂramları Merkezi sorumlu. Ulusal Ajans'a (www.ua.gov.tr) adresinden ulaÅŸmak mümkün.
           Hayat Boyu Eğitim
Türkiye'nin eğitimini Avrupa seviyesine çıkarma çabalarına AB de önemli destekler veriyor. Bunlara geçmeden önce Avrupa'nın eğitim politikasını özetlemekte yarar var. Hayat boyu eğitim... Avrupa'nın eğitim stratejisini özetleyen üç kelime.. Bu genel anlayışı üyelerine kabul ettiren Avrupa Birliği'nin ortak bir eğitim politikası yok. Üye ülkeler, eğitimin içeriği ve organizasyonu açısından özgür. Bu özgürlüğü rağmen birlik üyesi ülkeler işbirliği yapabiliyorlar. Avrupa'nın üye ülkelerine sunduğu
 eğitim ile ilgili imkânları şu başlıklar altında toplamak mümkün:
• Uluslararası eğitim, mesleki eğitim gençlik ortaklıkları
• Değişim programları ve yurtdışında eğitim imkânları
• Yenilikçi öğretim ve eğitim programları
• Eğitimde yeni teknolojilerin kullanılması ve diplomaların karşılıklı tanınması
• Akademisyenler ağı ve mesleki uzmanlık
•  Karşılaştırma ve politika üretme; amaçlı danışma platformu.
Â
Â
                              Ebubekir COŞKUN
                              Kaynak:Çerçeve Dergisi













